Dünyada Seçim Sistemleri

DÜZGÜN ARSLANTAŞ

Seçimler en genel tanımı itibariyle seçmenlerin tercihlerinin sandalyeye dönüşme aracıdır.  Oylar sandalyeye dönüştürülürken birçok farklı metot kullanılmaktadır. Artan nüfus düşünüldüğünde Eski Yunan’da agorada el kaldırma şeklinde yapılan seçimlerin pratikte uygulanamayacağı ortadadır.

            Seçim sistemleri temsiliyet ve istikrar dengesinde farklı yerlerde konumlanmaktadırlar. Genel olarak bakıldığında, etkin parti sayısı ve koalisyon olasılığı nispi temsil sistemlerinde daha fazladır. Fakat seçim barajı gibi birtakım düzenlemelerle nispi sistemlerinde temsilde adalet noktasında sorunlu hale gelebilecekleri unutulmamalıdır. 1980 darbesiyle birlikte gelen yüzde 10’luk seçim barajının, kontenjan vekilliği ve çevre barajı gibi uygulamalarla temsilde adaleti zedeleyici sonuçlar doğurduğu herkesin malumudur. Daha çok Anglosakson ülkelerde kullanılan çoğunlukçu seçim sistemlerinde ise, küçük ve ortanca partilerin, İngiltere’de Liberal Parti gibi, oylarına göre çok düşük oranda sandalye elde ettiklerini gözlemlemek mümkündür.

            En son veriler incelendiğinde dünyada 59 ülkede çoğunlukçu oyu sisteminin, 17 ülkede iki turlu çoğunluk sistemi, 20 ülkede blok oy, 2 ülkede alternatif oy, 1 ülkede ise limitli oy, 86 ülkede liste usulü nispi temsil, 9 ülkede karışık üyeli nispi temsil, 23 ülkede paralel sistem, 2 ülkede tek transfer edilebilir oy sistemi, 4 ülkede tek transfer edilemez oy, 2 ülke geçiş sürecinde, 7 ülkede ise doğrudan seçimlerin olmadığı not etmek mümkündür.

Nispi seçim sistemleri

Nispi seçim sistemleri en yüksek ortalamalar ve en yüksek kalanlar formülü olarak ikiye ayrılmaktadır. Aradaki fark bölme katsayısından kaynaklanmaktadır. Örneğin, en yüksek ortalamalar formülü içeren D’Hondt sisteminde partilerin aldıkları oy oranları 1,2,3,4,5… gibi tamsayılara bölünürken, Sainte-Lague sisteminde 1,3,5 gibi tek sayılara bölünür. Sıralamaya göre en yüksek orana sahip partiler o seçim çevresinden milletvekili çıkarır. Bu formülü kullanan ülkeler arasında Arjantin, Belçika, İspanya ve Türkiye’yi saymak mümkündür. Avusturya ve Yunanistan’da uygulanan Hare, Droop ve Imperiali gibi en yüksek kalanlar formülünde ise önceden belirlenen bir kota dahilinde dağıtım işlemi yapılır. Son olarak taşınabilir tek oy formülünde (Single Transferable Vote, STV) seçmenler adayları tercih sırasına sokarken, taşınamaz tek oy formülünde (SNTV) adaylar arasından tek tercih yapılır ve en çok oyu alan adaylar seçim çevresi büyüklüğüne göre seçilir. 

Çoğunlukçu/Plüralist Sistemler

Çoğunlukçu/Plüralist formülü kullanan seçim sistemlerinde büyük partiler oy oranlarına göre daha fazla temsil imkânı bulmaktadırlar. Bu durum, küçük ve orta büyüklükteki partilerin temsiliyetini azalttığından etkin parti sayısını düşürmektedir. Böylece, parlamentoya giren parti sayısı ve dolayısıyla koalisyonlara duyulan ihtiyaç azalmaktadır. Çoğunlukçu seçim sistemlerinin kabul edilmesindeki temel neden çok sayıda partinin meclise girmesinin yaratacağı olumsuz etkidir. Örneğin, İtalyan Siyaset Bilimci Giovanni Sartori’ye göre parlamentoda parti sayısının fazla olması kutuplaşmayı artırma potansiyeli taşımaktadır. Bunun nedenlerinden biri, partilerin fark yaratmak adına radikal söylemlere başvurabilmesidir. Plüralist/Çoğunlukçu formüllerin yarattığı olumsuz durumun farkında olan küçük partiler stratejik davranarak seçim öncesinde ittifak kurabilmektedirler.  

Çoğunlukçu/plüralist seçim sistemlerinin bir örneği de iki turlu seçim sistemleridir. Bu sistemlerde temel amaç ilk turda az oy alan bir partinin ikinci turda oylarını yükseltmesiyle meşruiyetini artırmasıdır. Bu seçim sistemi ayrıca sistem karşıtı partilerin meclisteki gücünü kırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca çoğunluk sistemine göre daha az istikrarlı olan bu sistemde, ikinci turda ittifaklara ihtiyaç duyulması yeni partilerin kurulmasını teşvik etmektedir.

Karışık Sistemler

1990’lı yılların başından itibaren birçok ülkede nispi ve çoğunluk sistemlerinin karışımını içeren seçim sistemleri (mixed electoral systems) ağırlık kazanmıştır. Örneğin, Yeni Zelanda, belirli bir seçim çevresinde en büyük partinin bütün vekilleri kazandığı çoğunlukçu seçim sisteminden karışık üyeli sisteme geçmiştir. Bu durum, yeni seçim sisteminin ilk kez uygulandığı 1993 yılında yapılan seçimlerde, normalde iki partili olan sistemin fragmantasyonuna neden olmuştur. Mart 1994’te Japonya Tek Transfer Edilemez Oy Sistemi’nden (SNTV) karışık sisteme geçiş yapmıştır. Bunda muhalefet partilerinin kısa süreli olarak iktidarı ele geçirmesi ve akabinde yapılan Seçim Kanunu değişikliği önemli rol üstlenmiştir. Yeni değişikliklerle girilen seçimlerin muhalefet açısından istenen sonucu vermediği ve 1955’den beri iktidarı elinde tutan Liberal Demokratik Parti’nin iktidarını – ara sıra kesintiler olsa da – sürdürdüğünü vurgulamak gerekir. Son olarak İtalya’da da istikrarsız hükümetler dönemini ortadan kaldırmak adına karışık sisteme geçilmiştir. Yeni sistem oyların dörtte üçünün tek üyeli çoğunluk usulüyle, dörtte birinin ise orantısal formülle dağıtımını içermektedir. Sonuç olarak İtalya’da da 1994 yılında yapılan seçimlerde eski parti sistemi neredeyse tamamen çökmüştür.

Seçim Çevresi

Seçim çevresi büyüdükçe küçük partiler daha fazla temsil olanağı bulmaktadırlar. Örneğin, yüzde 20 oy alan partinin 3 üyeli bir seçim çevresinde milletvekili çıkarabilme olasılığı 10 üyeli bir seçim sistemine göre – diğer bütün diğer değişkenler sabit iken – daha azdır. Bu nedenle büyük seçim çevreleri küçük partilere yaramak suretiyle temsilde adaleti sağlama da önemli rol üstlenmektedir. Fakat büyük seçim çevrelerinin doğurduğu olumsuz sonuçlarda vardır. Örneğin, İsrail, Hollanda ve Güney Afrika gibi bazı örneklerde, ülke tek seçim çevresinden oluşmakta ve bu durum son zamanlarda İsrail’de görüldüğü üzere koalisyon hükümetlerini kurmayı zorlaştırmaktadır. Türkiye’de yapılan 1987 ve 1991 seçimlerinde olduğu gibi bazı seçim sistemlerinde ise etkin baraj olarak nitelendirilen çevre barajları kullanılmaktadır. Bu barajlar parti sayısının neden olacağı olası hükümet kurma zorluklarını önleme amacı taşımaktadır. Seçim çevresi barajının – özellikle kutuplaşmanın belirgin olduğu parti sistemlerinde – seçmenleri stratejik oy vermeye yönelteceği de unutulmamalıdır. 

Seçim Barajı

Dünyada birçok ülkede ulusal seçim barajları da kullanılmaktadır. Burada temel amaç seçim formüllerinin istikrar açısından doğuracağı olumsuz sonuçları dizginlemektir. Dünyada en yüksek seçim barajı yüzde 10 ile Türkiye’de uygulanmaktadır. Almanya’da ve Yeni Zelanda’da seçim barajı yüzde 5 olarak uygulanırken, İsrail’de yüzde 3.25, Brezilya’da ise yüzde 1.5 olarak uygulanmaktadır.

İlk kez 1969 seçimlerinde uygulanmak istenen fakat Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen seçim barajı, 1983 seçimleriyle birlikte yürürlüğe girmiştir. Yüzde 10 gibi yüksek bir seçim barajının uygulamaya konmasının nedenleri arasında 1970’lerde hükümet kurmada yaşanan sorunları ve askeri rejimin çoğulculuğa karşı tutumunu saymak mümkündür.

Seçim sistemlerinin etkisi ve Sonuçları

Ünlü Siyaset Bilimci Maurice Duverger’den hareketle seçim sistemlerinin sonuçlarını mekanik ve psikolojik olarak ayırmak mümkündür. Mekanik sonuç mecliste hangi partilerin ne oranda temsil edildiğini ifade eder ve bu durum hükümet biçimiyle doğrudan ilintilidir. Örneğin, aynı seçim sistemi bir yerde tek parti hükümetine neden olurken diğer yerde koalisyon hükümeti doğurabilir.

Psikolojik sonuç ise seçmenlerin seçim öncesinde seçim sisteminin olası sonuçlarını düşünerek belirlediği stratejik oy verme davranışını ifade eder. Örneğin, bir seçmen kendisine en uzak gördüğü parti iktidara gelmesin diye normalde oy vermeyeceği partiye yönelebilir. 2015 Haziran seçimlerinde bir kısım kentli CHP seçmeninin AKP’nin tek başına iktidarını engellemek için HDP’ye oy vermesi buna iyi bir örnektir. Bu duruma diğer bir örnek ise seçmenlerin taraftarı oldukları küçük partilerin barajı aşamayacaklarından duydukları endişe nedeniyle büyük partilere yönelmeleridir. 2007 seçimlerinden itibaren Türkiye’de oyların dört parti arasında (AKP, CHP, MHP, HDP) konsolide olmasında bu etki görülmektedir. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: