İklim değişikliği ve çevre

Kentbilim Terimleri adıyla yayımlanan Sözlüğümde (İmge Yayınevi, Ankara, 2021, 3. Bası)küresel ısınma kavramını şöyle tanımlamışım: “İnsanların, evlerde ve işleyim yerlerinde kullandıkları yakıtın niteliğine bağlı olarak yerküreyi çepeçevre kuşatan havakürede (atmosferde) meydana gelen aşırı ısınma”. İklim Değişikliği Uluslararası Programı (International Programme for Climate Change) tarafından iklim değişikliği için verilen tanım da şöyle: “Doğal değişimler ya da“İklim değişikliği ve çevre” yazısının devamını oku

Altından ve petrolden değerli

FOX TV ana haber bülteninde, ekmek kuyruğunda bekleyen bir vatandaş anlatıyor: “İki gün önce yine burada beklerken tam bana sıra gelmişti ki, bir kadın araya girip mahcub ve utangaç bir şekilde, ‘Askıda ekmeğiniz var mı? Evde çocuklar aç…’ dedi. İçim parçalandı. Kadınlarımızın bu duruma düşmesi hiç normal değil…” Bir gün sonra 26 Mart Cumartesi akşamı“Altından ve petrolden değerli” yazısının devamını oku

Paris Anlaşması ve COP26 sonrası Türkiye iklim politikaları

Dünyamızın ısı kaynağı, güneşten gelen ışınlardan daha çok yeryüzünden yansıyan ışınlardır. Bu ışınlar karbondioksit, metan gazı, su buharı ve azot oksit gibi bazı gazlar tarafından tutulur ve ışınların bu gazlar tarafından tutulması “sera etkisi” olarak adlandırılır. Bu doğal etki ne yazık ki dünya üzerindeki karbondioksit ve yukarıda adı geçen diğer gazların miktarının artması ile fazlalaşmaya,“Paris Anlaşması ve COP26 sonrası Türkiye iklim politikaları” yazısının devamını oku

İklim krizinin merkezindeki ülke: Türkiye

Sanırım 18, 20 yaşlarındaydım Stephen Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi’ni okuduğumda. O ana dek uzay, karadelikler, astrofizik çok uzak olduğum konulardı ve Hawking işte gayet anlaşılır bir dille beni o dünyanın içine sokmuştu. Hawking öldüğünde dünyanın gelmiş geçmiş en mühim fizikçilerinden biri olarak veda etmedi hayata. Aynı zamanda benim gibi sıradan insanların evrenle ilgili kafasındaki birçok“İklim krizinin merkezindeki ülke: Türkiye” yazısının devamını oku

Paris İklim Anlaşması ve Türkiye

Paris İklim Anlaşması küresel ısınmanın 2°C derecenin altında 1,5°C dereceyle sınırlanmasını hedefleyen ve bu şekilde tehlikeli iklim değişikliklerinin önlenmesini amaçlayan, yasal bağlayıcılığa sahip ilk evrensel iklim değişikliği anlaşmasıdır. Anlaşma 2015 yılında COP21 Paris İklim Konferansı’nda toplamda 190’a yakın ülke tarafından benimsendi. 5 Ekim 2016 tarihinde Avrupa Birliği tarafından resmi olarak onaylanan anlaşmanın yürürlüğe girme şartı“Paris İklim Anlaşması ve Türkiye” yazısının devamını oku

Ekosistem hakkını savunmak

İkinci Yüzyıla Çağrı beyannamemizde, “Gelecek nesiller için Ekosistem Hakkı”nı anayasal güvence altına alacağımızın sözünü verdik.“Ekosistem hakkının” içeriğini tartışmak, verdiğimiz sözü eyleme dökmeden önce önem içeriyor. Ekosistem hakkı iki perspektif üzerinden ele alınmaktadır. Birinci perspektifte, canlıların sahip olduğu haklar içerisinde yer alan, kuşaklar arası sorumluluk çerçevesinde korunması, kollanması, geliştirilmesi sağlanarak gelecek kuşaklara miras bırakılacak bir ekosistem“Ekosistem hakkını savunmak” yazısının devamını oku

Dünya, iklim değişikliğini dikkate alarak dönüşmek zorunda

Dünyada klasik kalkınma kavramı, doğal kaynakların tükenmesi, nüfusun artması, iklim değişikliği ve çevre sorunları ile de birleşerek yerini “kapsayıcı-sürdürülebilir ve sosyal kalkınmaya” bırakmıştır. İklim değişikliği, hızlı sanayileşme ve fosil bazlı yakıtların yoğun kullanılması sonucu atmosferdeki sera gazlarının artışından kaynaklanmakta olup, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için aşılması gereken bir zorluktur. Özetle, iklim değişikliği sadece bir çevre sorunu“Dünya, iklim değişikliğini dikkate alarak dönüşmek zorunda” yazısının devamını oku

Çevre hakkı ve ödevi, gelecek kuşaklar için de…

“İnsan, kendisine onurlu ve iyi yaşam sürmeye olanak veren nitelikli bir çevrede, özgürlük, eşitlik ve tatmin edici yaşam koşulları temel hakkına sahiptir…” (Stockholm Bildirgesi) Çevre hakkı, uluslararası alanda ilk kez, BM  Çevre ve Gelişme Konferansı’nın ardından yayımlanan Stockholm Bildirgesi(Haziran 1972) ile tanındı. Sonrasında hazırlanan ve değiştirilen anayasalar, çevre koruması ve çevre hakkı  üzerine  düzenlemeler yapmaya“Çevre hakkı ve ödevi, gelecek kuşaklar için de…” yazısının devamını oku

Kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için ekonomide yeşil dönüşüm

Yeşil Dönüşüm: Yaşamsal bir Zorunluluk Artık kaybedecek vakit yok. Düzenin değişmesi gerektiği çok açık. Çünkü bu düzen derin bir yoksulluk yaratıyor. Çünkü bu düzen çiftçiyi kazançsız, halkı gıda güvenliğinden yoksun bırakıyor. Çünkü bu düzen iş ararken umutsuzluğa, üretirken güvencesizliğe mahkûm ediyor. Çünkü bu düzen rantı ve doğa talanını seçerek iklim krizinin en yıkıcı sonuçları olan“Kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için ekonomide yeşil dönüşüm” yazısının devamını oku

Üretken Emekten Reel Sektöre

Fransız düşünür Henri de Saint Simon, Sosyolojinin isim babası olan Auguste Comte’nin ustası sıfatıyla bu alanın düşünce babası sayılır. Aslında bilinen en önemli özelliği, tarihin ilk sosyalisti olmasıdır; şöyle ki, Karl Marx’ı da çok fazla etkilemiş, Saint Simon’un seçkinci metodundan farklılaşan Marx Sosyalizm’in temel direği olan sınıf çelişkisini ortaya koymuştur. Marx şöyle der: “Bugüne kadar“Üretken Emekten Reel Sektöre” yazısının devamını oku